0(212) 240 24 14

Kanal Tedavisi (Endodonti)

Endodonti (Kök Kanal Tedavisi)
Hastalarımız açısından dental işlemler arasında en korkutucu ve anlaşılması zor tedavi genellikle kanal tedavisidir. Kliniğimizde yaptığımız endodontik tedavi prosedürünün ana hatlarını burada özetleyerek, hastalarımızın kanal tedavisi konusundaki merak ve korkusunu gidermeyi amaç edindik.

Diş Anatomisi


Kök kanal tedavisinin işleyişini anlayabilmek için, öncelikle kısaca diş anatomisini anlamaya ihtiyacımız var.
Dişin dişetinin yukarı bölgesinde görünen kısmına 'kuron' ; ağızda görünmeyen ve kemik içinde kalan kısmına ise 'kök' adı verilir. Bir diş, kemiklerimiz gibi birkaç tabakadan oluşur. En dış katman; dişeti sınırının üzerinde görülen kısım 'mine' adını alır. Mine vücudumuzdaki en sert ve mineralize olmuş maddedir. Dişeti sınırının altında 'sement' adı verilen madde kök yüzeyini kaplar. Mine ve sement tabakalarının altında ise 'dentin' adı verilen bir yapı mevcuttur. Dentin de hemen hemen kemik kadar sert olmakla birlikte, minenin aksine sinir uçlarını içinde bulunduran bir yapıdır.
Dentinin bir alt yapısı ise 'pulpa' adını alır. Pulpa küçük ve büyük kan damarları, bağ dokusu, sinir fibrilleri, ve çeşitli hücrelerden meydana gelir. Bir dişin büyüme ve gelişmesi sırasında pulpanın görevi onu beslemektir. Bir diş tamamen geliştiğinde, pulpanın tek fonksiyonu ise; ağrıyı ileterek zarar gördüğünü ya da enfekte olduğunu (iltihaplandığını) haber vermektir.
Bazen pulpa iltihaplanabilir. Bu durumda kök kanal tedavisi ile pulpanın çıkarılması gerekirç. Kanal tedavisi böyle bir dişi ağızda tutmanın tek yoludur. Gelişimini tamamlamış bir diş, pulpası olmadan da fonksiyonunu başarıyla sürdürebilir.

Pulpa nasıl enfekte olur?
Pulpanın enfekte olmasının yani ltihaplanarak zarar görmesinin en genel yolu tedavi edilmemiş çürüklerdir. Her insanın ağızının içinde bir miktar bakteri mevcuttur ve bunlar normal şartlarda herhangi bir zarar vermezler. Fakat bazıları karbonhidrat (şeker) içeren yiyecek ya da çecekleri metabolize ederek (yani parçalayarak) asit çıkarırlar. Bu asitler de mine ve dentine zarar verir. Bu şekilde oluşan çürükler tedavi edilmeden bırakıldığında, bakteriler dentinin altındaki pulpa (sinir) dokusuna kadar ilerleyerek, onun açığa çıkmasına ve iltihaplanmasına sebep olurlar. 
Pulpa ayrıca dişe gelen bir travma sonucu da enfekte olabilir. Dişe gelen şiddetli bir darbe sonucu, çene kemiği yoluyla dişe iletilen kan dolaşımı kesilebilir ve böylece pulpa dokusu zamanla canlılığını kaybeder. İlginç bir nokta var ki; mine ya da dentin seviyesindeki bir diş kırığında kanal tedavi gerekliliği azalabilir. Çünkü kırık dişe doğru kan akımını hızlandırarak travmaya abzorbe edici (karşılayıcı) bir görev görebilir.
Pulpanın enfekte olmasının bir başka yolu da diş çevresinde uzun süreli periodontal (dişeti ve çevresi) hastalığın bulunmasıdır. Bakteriler iltihaplı dişeti yoluyla kök yüzeyine açılan minik yan kanallardan dişin pulpasına ulaşarak 'retrograd enfeksiyon' dediğimiz iltihaplanmaya yol açarlar.
* Dişin enfekte olmasının yolu ne olursa olsun, sonuçta pulpa dokusu canlılığını yitirir ve zamanla dişi çevreleyen çene kemiği bölgesinde ağrılı bir apseye yol açabilir.

Bir dişin enfekte olduğu nasıl anlaşılır?


Dişte soğuk ve sıcak yiyecek ve içeceklere karşı uzun süreli hassasiyetler oluşuyorsa, ısırma ile ağrı duyuluyorsa bir enfeksiyon varlığından söz edilebilir.
Aynı zamanda herhangi bir ağrı olmaksızın dişin renginin ciddi şekilde değişikliği veya çevre dişeti dokularında oluşmuş şişlik bir dental enfeksiyon işaretidir.
Bazı durumlarda bu gibi hiçbir belirti olmaksızın dental ve radyografik muayeneler sonucu elde edilen bulgular dişin kök-kanal tedavisi görmesi gerektiğini ortaya çıkarabilir.

Bir dişin enfeksiyonunda antibiyotik kullanım ne ölçüde gereklidir?
Bir diş iltihaplandığında ya kanal tedavisi ya da çok ileri harabiyet durumlarında o dişin çekimi düşünülebilir. Pulpanın ölümüyle dişin tüm yapısı bakteriler için ideal ortam oluşturur. Gereken durumlarda vücudun savunma sistemini ve enfeksiyonla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla hekiminiz size antibiyotik verebilir.
* Normal şartlardaki bir kanal tedavisi sırasında antibiyotik kullanımına gerek yoktur.

Kök kanal tedavisi sırasında ve sonrasında ağrı duyar mıyım?
Kök kanal tedavisi hem hekim hem de hasta açısından sabır ve özveri gerektiren bir tedavidir. Hekimin en önemli görevi, işlem sırasında hastasını mümkün olduğu kadar rahat ettirmek ve ağrı duymasını önlemektir. Bu nedenle hekimin gerekli gördüğü durumlarda tedavi öncesi söz konusu diş ve çevresine anestezi uygular. Elde edilen uyuşukluk sayesinde hasta hiçbir ağrı duymaz ve hızlı bir şekilde tedavi tamamlanır.

Her dişin kök sayısı birbirinden farklı mıdır?
Ağızın ön bölgesinde bulunan kesici ve kanin dişlerin genellikle 1 kökü ve bunun içinde 1 kanalı bulunur. Ağızın yan tarafındaki küçük azı dişlerinin çoğunlukla 2 kök ve 2 ya da 1 kanalları mevcuttur. Üst çenedeki büyük azıları genelde 3 kök ve 3 ya da 4 kanalları varken, alt çenedeki büyük azıların 2 kök ve 3 ya da 4 kanalları bulunur.
* Tüm bu sayılar birer genellemedir. Bazen fazladan birtakım kök ve kanalların bulunması da mümkündür.

Kök kanal tedavisi hangi aşamaları kapsar?

  1. Lokal anestezi yapılması: diş ve çevre dokuların uyuşturulması.
  2. dişte varsa çürüğün temizlenerek kök kanallarının açılması.
  3. Radyografi (röntgen) çekilerek kanal uzunluğunun tespit edilmesi.
  4. Kök kanallarının içeriğinin (pulpa dokusunun) çıkarılarak temizlenmesi.
  5. Çeşitli el aletleri ve döner aletler kullanarak kök kanallarının şekillendirilmesi.
  6. Kök kanallarının dezenfeksiyonu: mikroorganizmalardan arındırılması.
  7. Kök kanallarının doldurulması.

* Kök kanallarının doldurulmasının amacı orjinal olarak pulpanın doldurduğu kanal boşluğunun hermetik olarak doldurularak mikroorganizmalara ve doku likitlerine karşı bir bariyer oluşturmaktır. Böylece diş cansız olmasına rağmen ağızda varlığını başarıyla sürdürebilir.

Kanal tedavisi sonrasında ağrı duyar mıyım?
Tedavi sonrasında dişte hafif ağrı ve hassasiyet şikayetleri görülebilir, ama bu durum geçicidir. Bu durumda en iyi çözüm o dişin bulunduğu tarafı birkaç günlük süre boyunca efektif olarak kullanmamaktır. Kısa bir zaman sonra hassasiyetin ortadan kalktığı görülecektir.

Kök kanal tedavisinin başarısız olduğunu nasıl anlayabilirim?
Doğru yapılmış kanal tedavilerinin başarı oranı %90-95 arasındadır. Eğer tedavi sırasında kökler içinde pulpa dokusu kaldıysa (varolan ve atlanan bir kanalın tedavi edilmemesi sonucu olabilir. ), kök kanal dolgusunun iyi yapılmadığı durumlarda kanal içerisine mikroorganizmaların sızıntısıyla, işlem sırasında perforasyon (delinme) gibi nedenlerle dişin zarar görmesiyle ya da kökler arası bölgede kırıkların oluşmasıyla kök kanal tedavisi başarısız olabilir. Çoğu vakalarda başarısız bir kanal tedavisinden sonra ısırırken ağrı meydana gelir.

Kök kanal tedavisinin başarısızlığı durumunda ne yapılır?
Çoğunlukla kanal tedavisi yenilenerek, varsa hata giderilerek çözüme ulaşılır. Eski kanal dolgusu çıkarılır, dişin kanalı tekrar şekillendirilerek temizlenir ve yeniden doldurulur. Eğer bu işlemle de sonuç alınamıyorsa 'kök ucu rezeksiyonu' adı verilen cerrahi müdahale uygulanır. Bu işlem sırasında diş köküne ulaşılır; bu bölge ve çevresi cerrahi olarak temizlenir ve kapatılır. Eğer cerrahi müdahale ile de çözüme ulaşılamıyorsa; o dişin çekimi uygun görülebilir.

© Copyright 2017 - Bu sitede kullanılan tüm içeriklerin telif hakları "Diş Hekimi Ayten Can"a aittir